Boşanan Çiftlerde Hafta Sonu Sonrası Ayrılık..

Cuma günleri çocuğunuzu almak için okul bahçesinde beklerken onun o kapıdan size el sallaması....
Ya da ...
Sınıfın önünde beklerken onun,  o sınıftan çıkıp üstünüze atıldığı o an mutluluğun resmi bence. Çok ekstra bir durum yoksa siz o kapının yada bahçe duvarının arkasında olacaksınız..  

Çocuğunuz da bilir ki o sınıf kapısının arkasında bir canı haydi orda değilse en kötü okul yönetimi izin vermemişse okul bahçesine onu bekleyen bir süper kahramanı var..

Burada babasını beklerken  çocuğun duygularından bahsedemem ama kendi duygularımdan eminim ve bir çok baba gibi şunu diyebilirim; işiniz ne olursa olsun... mevkiniz... altınızda araçınız yada oturduğunuz ev ne olursa olsun o kapıdan çıkan, sizden olan size gelecek olan;

Sevgi...

Aşk... hiçbir şeyin yerini tutamaz. 

Orda size el sallarken, yada üstünüze koşup sarılırken oluşan özlem bir anda sıfır noktasında bulur kendini. Yüreğiniz pat pat diye atar... Bu sevgiliye bu anne babanı görmeye benzemez

... Bunun adı başka bir şey.

Bir an önce müdür konuşmasını bitirsin... Bir an önce istiklal marşı bitsin diye can atar yüreğiniz...

Çünkü o kadar çok sey vardır ki yapılacak. Bir haftanın acısı ancak hızlı olunca geçer. Biriken sevgiyi iletmek için öpmeyi saymıyorum bile...

Okul çantası ve giysilerini apar topar bağaja atılır.

Açmısın tokmusun... Ne yapalım... 
 

Nereye gidelimle işimiz yok zaten, daha arabaya binerken 

- "Sevim ablalara gidelim mi?"

yada çocuk geçen hafta içinde kalanı zaten 5 gün biriktirmiş olarak arabaya biner binmez

- Eve Gidelim mi? playstation oyun indirelim mi?

Hızlı geçer hafta sonu o yüzden normalde gece 10 da uyumamız gerekirken yatağa 22'de girip saat 00:00 'ı buluyor uyumamız.

Belki de en çok ben bu gece yatmadan olan konuşma faslını seviyorum, sanıyorum ateş de..

Çünkü ne zaman misafirte 
geç gelip  konusmak için zamanımız olmazsa, o sabah bana baba biz gece konusamadık. Ben çok seviyorum gece konusmalarımızı diyor...

Zaten o konuşma beni benden alan şey. arkasından öpüşmeler... sarılmalar ise işin cilası...

Uzmanlar uyarıyor.

Ayrı yatın diye artık büyüyorlar diye. Bu nasıl uzmanlık :) o kadar özle o yan odada yatsın sen diğer tarafta o evlat kokusundan ayrı yat... Şiddetle red ediyorum:))

Hafta sonu güzel geçiyor da...

Her güzel şeyin bir bitişi var işte. O ayrılık anı...

Çocuk bir yandan gitmek istemez.

Şu da var tabi...

Sevmediğinden değil bir yan baharken diğer yan kış olduğundan değil. Ama kısa şeyler daha güzel olur özellikle onlar için. Tüm işini heleki bir kenara bırakıp hafta sonu kendini çocuguna kanalize ettin mi ayrılmak istemez. (hafta sonları neler yapıyoruzu başka bir blog da yada baba ve oğul aktiveleri başlığında yazmaya calışagım.)


Yolda her zaman konuştuğumuz yerde haftanın enleri bölümü var. Biz öyle diyoruz ama asıl adı haftanın doğru ve yanlışları...

önce doğrular...

sonra yanlışlar...

Sonrası işte çok zor. Bir babanın caresiz kaldığı an. Onu arabada inişi ve ayrılırken defalarca öpmesi sonra sarılması sonra 2 adım atıp tekrar gelip sarılması. 
Beni bitiren gücsüz kılan şey ise ...

Bazen asansöre bindirip çıkmadan önce öpmesi sonra sarılması sonra tekrar öpmesi sonra tekrar sarılması ve en kötüsü en caresiz kaldığım an ise o asansör kapakları birleşip aralıkda birbimize bakıp vedalaşmamız ...

O an ne kadar güçsüz olduğumu anlıyorum. Aslında yeri göğü inleten gücümün burada aslında hiç bir işe yaramadığını görmem. Aynı canımdan aynı kanımdan olan oğluma bile dur gitme diyememek. 
Neyse ki tek teselli sonraki cumayı beklemek...