BABA OĞUL PAYLAŞIMLARI..

SÜREKLİ ÖDEV  YAPMAK  BİR ÇOCUGU NASIL ETKİLER...

 

              Günümüzün en büyük sorunu bence eğitim, buna hangi açıdan bakarsanız bakın. İster sokakta ister evimizde isterse okularda...

             Peki ama...

Öğretmen sonuçta müfredatı yapmak zorunda ve bununla ilgili de sürekli ödev vermek zorunda.
Ozaman ne yapılacak? ödev yapılmayacak mı...


Bunun adı ne olursa olsun hep bir akıl süzgecinden geçirmek gerek bence. Verilen ödevlerin yapılmayacağını kimse söylemiyor çünkü o ödevi  yapmak bile çocuga başka bir sorumluluk katıyor. Ama bir şeyi yaparken diğer şeyi tamamen ortadan kaldırmamak lazım. 

Kendi özelimden şunu diyebilirim. 
8 yaşındaki oğluma " amaçımız... sonunda mutlu olmak değil mi?"  bunun için evler, arabalar dışarda aslında  ihtiyaç olamayan ihtiyaçlar türedilmedi mi? o zaman mutlu olmanın yollarını bulmak, buna doğru hareket etmek lazım. Çok iyi bir öğrenci oldun...
Her tarafı takdirlerle doldurdun...
Biz sürekli ooo ne güzel oğlumuz var  seninle gurur duyuyoruz. dedik...

Ve sen iyi bir doktor oldun. iyi para kazanıyorsun ama mutlu değilsin...

Peki asıl amaç doktor olmak mıydı yoksa mutlu olmak mı:)

Çocuklarımızı bir yarış atı gibi koşturduktan kendi geçmiş başarısızlıklarımızı affettirmek için hazinelerimizi kullanmak ne kadar doğru. Tabiki sorumluluklarını yaptıracağız kendi sorumluluklarımızı yaptığımız gibi ama onlara bunu gerekliğini anlatmak sadece görevimiz.

Onların başarı yada başarızlıkları bizim değil.."Bir çitanın çocuguna avlanmak için yaptığı kadar görsellik ve deneyimin göstermekten baska bir görevimiz yok. Diğer hersey ise bizim kendi hikayemiz...

Çocuğunuza ders çalısmak her şey değil önemli olan hayatta alacağın mutluluk. İyi bir insan olmaya çalıs...
iyi bir kalbin olsun...
Merhametin olsun hep bugünkü gibi...
Kim ne derse desin siz demeye devam etmelisiniz. Bunu söylerken kendi hayatlarında mutlu olamamış mutluluğu hep bir nedene bir bireye bağlayan kişiler bunu anlamayabilir. Ama bunu o küçük yavrunuzdan almayın...

Zaten zamanla çocugunuzda bilecek ki, ders çalışmak demek hersey demek değil lafı " ders calışma " demek değil. Aslında tam da ders çalış demek ama bunu sınıf geçmek diye değil.

Bugün nasıl araba kullanan bir kişi bundan zevk alıyor ve yaşam kalitesi bunu bildiği için artıyorsa onun için yapmalı..

Bugün matematiği çalışırken bunun sadece sayıları toplayıp çıkarmak olmadığını bilmesi gibi...

Ben babası ve annesi tarafından bir gün olsun ders calış denmeyen,  o kadar başarılı öğrenci olmasına rağmen hayatı boyunca okul kapısı ebeveyn tarafından  çalınmayan binlerce kişiden sadece biriyim.

Bazen yalnız bırakmalı  kendi düşüşünü - bacağının kanadığını görmek de bir eğitimdir. Bence en hızlı ve kolay yönetim şekli de budur. Burda ilgisiz anne baba dan bahsetmiyorum. Gözleyen ebeveynden bahsediyorum.

Bırakalım çocuklar kendi gözleriyle bizim gözetimizde görsünler...